KAMU, ÜNİVERSİTE, SANAYİ İŞBİRLİĞİ


 Gelişmekte olan ülkelerin gelişim programları hazırlanırken dünyaya hükmeden, dünyayı istedikleri istikamete sevk ettiren devletler, o ülkelerin karar mekanizmaları aracılığı ile klişe sözcükler ortaya attılar.

Amaçları ülkelerin gelişim kaydetmeleri değildir. Plan program yapmadan fantezi ifadeler ile kendilerini tatmin etmeleri, diğer yandan planladıkları gibi sömürülerine devam etmeleridir. O sözcükleri sarf edenleri de kendi güdümlerindeki medya kurumları aracılığı ile poh pohlayarak, medeniyet inşa eden kahraman olarak gösterirler. O klişe sözcükler çok değerli sözcükler olmasına rağmen, hayatın gerçeğine uygun olarak kullanılmadığı, altları doldurulamadığı için gelişim ve değişim için bir mana ifade edememektedir. İşte o sözcüklerden biride konu başlığı olarak seçtiğim kamu, üniversite, sanayi işbirliği cümlesidir.

Son zamanlarda gelişimden, milli gelirin artırılmasından, üretim, ticaret ve pazarlamadan bahsedildiğinde herkes kamu, üniversite, sanayi işbirliği cümlesini ağzına pelesenk etmiş vaziyettedir. Bunun olması için gerekli sacayakların neler olması gerektiği hakkında bilgi üretilmemekte, dolayısı ile çok büyük manaları ifade eden bu sözcükler ruhsuz ve köksüz bırakılmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelere bu değerli sözcükleri öğreten, o ülkelerin eğitim düzeyinin düşük olmasına son derece dikkat etmektedirler. Eğitim ve öğretim programları her beş yılda değişime uğratılarak, nesillerin birbirlerini anlamamaları ve aynileşmeleri için müfredatlar hazırlayıp birbiriyle barışık olmayan bilgi kirliliği doğurttular. Bu konu çok derin bir yara olduğundan, ben daha fazla deşmeyeceğim. Umarım bir gün bu yaranın farkına varan bir irade, ülkemizde sorunları masaya yatırarak çözmeye çalışır. Bunun ışıklarını görüyorum. Bu ülkeye sevdalı olan yiğitler, ortalama eğitim seviyemizin altı buçuk yaşına rağmen gelişimi sağlamak, ülkeyi kalkındırmak için didinmektedirler. Samimi niyetlerin, umulmadık başarıları getirdiğini gören, sömürgeci ülkeleri büyük bir panik kaplamış, ülkeye değişimi getirmeye sevdalı saf, masum Anadolu insanının önünü nasıl keseceğinin planlarını yapmaya sevk etmiştir.

Bu ülkenin mukaddes değerlerini hain emellerine alet ettirmek için yıllardır besledikleri ve çeşitli ülkelerde kendilerine tanıdıkları imkânlarla palazlandıkları emirlerine amade olan güçlere rağmen bu ülkenin gelişimi inşallah başlarında bir bomba gibi patlayacaktır. Tekrar konumuza dönecek olursak, dönmemizle de hainlerin başına patlayacak bombanın gücüne güç katarsak, bir nebze olsa bu aziz millete olan borcumuzu ödemiş oluruz inşallah.

Sanayi ve ticaret pazarlamasının politikası belirlenirken, dikkat edilmesi gereken en öncelikli konu hiç şüphesiz ki, ne üretiyoruz, nelerin ticaretini yapıyoruz ve neler pazarlıyoruz sorularının cevaplandırılması gerekiyor. İşlevlerini yerine getirirken, nelere ihtiyaç duydukları, hangi projelere ne kadar bir finansmana, hangi evsaftaki teknik elemanlara, ne kadar bir alanda kurulması gereken bir işletmeye ihtiyaç duyduklarını analiz etmemiz gerekiyor.Gelişimin ana kaynağı durum tespitinden geçtiği kanaatindeyim. Bunun için sanayicimizin, tüccarımızın, pazarlamacımızın sağlıklı bir envanteri ortaya çıkartılmalı ve evsaflarına göre kategorize edilmeleri sağlanmalıdır.

Marka olma özelliğine sahip firmalarımız belirlenmeli ve bunlara gereken önem verilmelidir. Bu tespitler yapıldıktan sonra, kamu kendisine düşen görevi bu mutfaktaki malzemeye göre tespit etmelidir. Ekonominin ihtiyaç duyduğu kanunları, yönetmelikler ve genelgeleri bunları göz önünde tutarak çıkarmalıdır. Ekonomiye tahsis edecekleri kredileri, teşvikleri bu alanları rantabl hale getirmek için kullanılmalıdır. Reel üretim güçleri dünya ile rekabet edecek düzeye çıkarmalıdır. Yeni ekonomik alanlar bunlardan sonra programa alınmalıdır. Üniversiteler, bu mutfaktaki malzemelerin ihtiyacı olan bilgiyi üretmeli, projelerini bu malzemelerin daha verimli kullanılabilmesi için çizmelidir. Üniversiteyi bitirmek için öğrencilere proje ödevleri verilmektedir. Öğrencilerin çizdikleri bu projeler, çoğunlukla hayatın ve ülkenin gerçeği ile barışık olmayan projeler olduğu hepimizin malumudur. Eğer sanayicilerimizin ihtiyacı olan projeler tespit edilir, üniversitelerde bitirme tezi olarak hazırlanan projelere konu olarak alınması, sanayicimiz sıfır maliyetle proje sahibi olmakla birlikte, kaynaklarını bilinçli kullanmış olur.

Üretimde kullanacağını bildiklerinden dolayı öğrenciye proje ödevi veren öğretim görevlileri, projeye gereken önemi vermek zorunda olduğunu hisseder. Ülkeyi, dünya ile rekabet ettirecek beyinler böylelikle gerçek fonksiyonlarını ifşa etmiş olurlar. Bununla da öğrenci çizdiği projenin üretimin içinde uygulamada olan bir proje olması hasebiyle motive olur. Ayrıca ülke üreten, hayatın içine girmeyi başaran bilinçli bir iş gücü kazanmış olur. Üniversitelerin sahaya inmesi ile ülke küçük maliyetlerle dev ekonomik güçlere kavuşmuş olur ve kaynaklar zayi olmaktan kurtulur.

Ülkeni gerçek ekonomik gücü olan sanayi ve ticareti mevcut haliyle masaya yatırmadan, onların ihtiyaçları için var olan ülke imkânlarını plan ve programlara bağlamadan, ülkenin karar mekanizmaları olan kamu, üniversiteler yeni ekonomik kararlarla uğraşmamalıdırlar. 


Mehmet Mahşuk GÜLAÇAR
Yönetim Kurulu Başkanı
Yazara Ait Diğer Makaleler
BAŞIMIZDA KULAK İSTİYORUZ (2014-09-12)
TRİOS 2023 İLE İOSB'DE DOĞAN DEĞİŞİM VE GELİŞİM TALEPLERİ (2014-07-07)
SANAYİCİNİN SİYASİLERE MEKTUBU (2014-03-27)
KAMU, ÜNİVERSİTE, SANAYİ İŞBİRLİĞİ (2014-03-19)
BAŞKANIN MESAJI (2014-03-13)
DERSANKOOP’TA BAYRAK DEĞİŞİMİ (2013-05-09)
Başkanın Mesajı (2011-08-17)


Bookmark and Share



0 kişi online